Kategoriler
Güncel Manşetler Siyaset

Başbakan Yıldırım’dan Önemli Açıklamalar..

Erzincan birliğin, beraberliğin ve kardeşliğin şehridir. Yeni görevimle doğduğum bu topraklara sizlerle bugün buluşmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Ak Parti’de görev değişikliği sadece bayrak değişimidir. Bu bayrak değişimi görevi devraldığım 64. hükümetin Başbakanı’na Ahmet Davutoğlu kardeşimize de teşekkür ediyorum.

Yeni dönemde Erzincanlı bir kardeşiniz olarak yeni eserler kazandıracağız. Salı günü hükümetimizi açıkladık, Çarşamba günü başkan yardımcılarımızı belirledik ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında ilk bakanlar kurulu toplantımızı yaptık. Ardından Diyarbakır havalimanını açmak için Diyarbakır’a gittik ve terör örgütünün katlettiği 16 vatandaşımızın yakınlarına taziye ziyaretinde bulunduk acılarını paylaştık. Sonra İstanbul’un fethinin 563. yıldönümünü görkemli bir şekilde kutladık. İşte kongre ve arkasındaki bir haftadan bahsediyorum.

Bu ülkede haftalarca bakanlar kurulu toplanamıyordu. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en kısa sürede kurulan bir hükümet olduk. Soyadımız gibi iş yaparız, az konuşur çok iş yaparız… Değerli hemşehrilerim biliyorsunuz AK Parti iktidarının bir özelliği var gittiğimiz yere eli boş gitmeyiz. Hem hasret gidelim hem de 188 eseri hemşehrilerimize kazandırdık açılışını yapalım dedik. Daha nice nice hizmetleri sizin duanızla yaparız. Sizin dualarınız arkamızda olduğu müddetçe bize karada, denizde, havada ölüm yok.. Biz sadece yaradanın önünde eğiliriz. 200 milyonluk 188 eserin açılışını yapıyoruz.

İŞİMİZ HİZMET GÜCÜMÜZ MİLLET
Bugüne kadar Türkiye’nin her köşesinde pekçok hizmet kazadırmanın gururunu çokça yaşadım. Ancak bugün farklı bir heyecan yaşıyorum çünkü memleketimdeyim. Türkiye’nin Başbakanıyım ama Erzincalıyım. Erzincanımıza kazandırdığımız farklı bir duyguyu yaşıyorum. Bir kez daha bu eserlerin yapılmasında emeği geçen herkese huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Durmak yok… İşimiz hizmet gücümüz millet. Eğitim alanında 13 yeni eseri Erzincan’a kazandırdık. Kız İmam Hatip Lisesi açılışını yaptık.

Refahiye Devlet Hastanesinin açılışını yaptık. 224 dairelik polis lojmanı yaptık. Polis kardeşlerimiz ve aileleri güle güle kullansınlar… Eğitim binası spor sahası sosyal tesis ve asfaltlama işleri.. Erzincanımızı daha güzel bir şehir yapacak eserleri şehrimize kazandırıyoruz inşallah. Güçlü Erzincan’ı güçlü Türkiye’yi birlikte inşaa ediyoruz.

YOLLARI BÖLERİZ MİLLETİ BÖLDÜRMEYİZ
Ülkemizi krizlerden koruyarak istikrarımızın devamı için çalışan bir Ak Parti iktidarı var. 2001 yılında neler olduğunu hatırlayın.. Bir günde krizlerle Türkiye’nin fakirleştiğini yazarkasaların havada uçuştuğunu gördük. Yolları böleriz milleti böldürmeyiz. Ekmeğimizi böleriz, Türkiye’yi böldürmeyiz..Türkiye’de 6 bin kilometre bölünmüş yolu 3 kat artırdık, Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde sizlerin duasıyla yaptık.

Türkiye’nin en uzun tünelini yapıyoruz, hayırlı uğurlu olsun. Erzincan’dan Kuruçay’a oradan İliç’e oradan Eğir’e oradan Arapkir’e duble yol yapıyoruz. 16 kilometrelik tünel ve sayısız köprülerle kuzeyden güneye koridor oluşturup Erzincan’ı, Elazığ’a, Diyarbakır’a, Malatya’ya bağlıyoruz.

TERÖR BELASI MİLLETİN GÜNDEMİNDEN ÇIKACAK
İlk görevi teslim aldığımda bu terör belasını milletin gündeminde çıkaracağız dedim. Evellallah ilerliyoruz. Sivil vatandaşlarımızın askerimizin polisimizin yüzde 100 güvende olana kadar operasyonlar sürecek. Şunu herkes iyi bilmelidir ki terör örgütü bölgede yaşayan kürt vatandaşlarımız gibi bir sorunu yok sorun kürt sorunu değil PKK sorunudur. Onların siyasi uzantılarına destekçilerine söyleyeceklerim şudur. Türkiye tek bayrak tek millet tek devlet tek vatan olarak kalacaktır. Bizi bu yoldan kimse döndüremez.

KİM DOST KİM DÜŞMAN BELLİ OLDU
Kim dost kim düşman belli oldu. Alman Parlamentosu bir yalana imza attı. Bir göç olayını bugün önümüze soykırım olarak getirenler şunu bilsin Türkiye tarihi ile gurur duyuyor. Eski hesaplara bakarsak en az kayıbı olan en az hesabı olan Türkiye’dir. Daha dün Avrupa’nın göbeğinde binlerce Bulgar vatandaşı binlerce Azeri vatandaşı katledenlere susanlar bugün Ermeniler’in hamiliğini yapıyorlar. Bu karar Türkiye ile Almanya ilişkilerini zedelemiştir. Ümid ederiz bu yanlıştan dönerler…

YENİ ANAYASA ÇALIŞMALARI
Yeni anayasa olsun istiyoruz darbeler kalıntısı bu anayasa Türkiye’nin işini görmüyor. Erzincan’dan milletime söylüyorum Türkiye’nin geleceğinin, istikrarlı yürüyüşünün yolu yeni anayasadan geçiyor. Milletimizin gönlünü de yolunu da yapacağız geleceğini de inşaa edeceğiz.

..

Kategoriler
Dünya Siyaset

Almanların Kanlı Geçmişi..

Almanya Federal Meclisinin Ermeni iddialarına ilişkin kararı, tarihte Almanların işlediği soykırım ve katliamları akla getirdi.

2. Dünya Savaşı sırasında milyonlarca Yahudi’nin yanı sıra çingeneleri, Rusları ve Polonyalıları toplama kamplarında öldüren Almanya, 1904-1907 yıllarında Afrika’nın günümüzde Namibya olan güneybatı bölgesinde yerel halka karşı da katliam yaptı.

AFRİKA’NIN SÖMÜRGELEŞTİRİLMESİ
Avrupalı ülkeler, 19. yüzyılın sonlarına doğru yer altı zenginliklerine göz koydukları Afrika kıtasını sömürgeleştirmeye başladı.

İngiltere, Fransa, Portekiz, İspanya, İtalya ve Belçika’nın paylaştıkları Afrika’ya geç kalan Almanya, günümüzde Kamerun, Togo ve Namibya olan bölgeleri 1880’lerde sömürgeleştirdi.

İklim ve coğrafi özellikleri nedeniyle, 17. yüzyıla kadar yerleşimin olmadığı Namibya’nın ilk halkları Herero, Nama, Orlam ve Ovambo kabileleriydi.

Bölge, 1884’ün sonlarına doğru Almanya İmparatorluğu himayesine girdi ve Alman Güneybatı Afrikası olarak sömürgeleştirildi.

İlk Alman toplulukları, 1885’te bölgeye geldi ve yerel halklardan Hererolar ile diğer kabilelere karşı anlaşma yaptı. Daha sonra Hereroların anlaşmayı iptal etmesi üzerine Almanya, bölgeye küçük bir askeri birlik gönderdi.

Yerel halkın sayıca üstün olması Almanya’yı kabile liderleriyle yeniden anlaşma yapmaya zorladı.

Yerel halk, geçimini hayvancılıktan sağlıyordu. Hayvanlarının veba yüzünden ölmesi yerlileri, Almanların yanında çalışmak zorunda bıraktı. Yerlilere borç karşılığı Avrupa’dan getirilen malların satılması, borcunu ödemeyenlerin topraklarına el konulması, halkın köleleştirilmesi isyana yol açtı.

20. YÜZYILIN İLK SOYKIRIMI
Almanlara karşı ilk isyan eden, Nama kabilesi oldu. 1903’te ayaklanan Namalar, yaklaşık 60 Almanı öldürdü. 12 Ocak 1904’te de Samuel Maharero idaresindeki Hererolar, Alman sömürgesine karşı isyan etti.

Almanya’nın bölgeye gönderdiği General Lothar von Trotha, 11-12 Ağustos 1904’teki Waterberg Savaşı’nda isyanı bastırdı ve binlerce Herero ile Namayı çöle sürdü.

Çöle gönderilenler, açlık ve susuzluktan yaşamını yitirdi. General Trotha, sömürge sınırları içinde görülen yerlilerin vurularak öldürülmesi emrini verdi.

O dönem bölgede bulunan ve Almanlara kılavuzluk eden Jan Cloete, gördüklerini yazdığı mektupta şöyle anlattı:

“Hererolar Waterberg’teki savaşta mağlup edildiğinde ben de oradaydım. Savaşın ardından Almanların eline geçen erkekler, kadınlar ve çocuklar acımasızca öldürüldü. Daha sonra Almanlar, kaçanların peşine düştü. Yakaladıklarını vurarak ya da süngüyle öldürdüler. Heroro erkeklerinin büyük bir kısmı silahsız olduğu için Almanlara karşı koyamadılar.”

Almanlardan kaçan Hereroların bazıları, İngiliz sömürgesi Bechuanaland bölgesine ulaşabilmek için Omaheke Çölü’ne gitti. Bunlardan sadece bin kadarı, Bechuanaland’a ulaşabildi.

General Trotha, kaçan Hereroların geri dönmesini engellemek için sınırlara çok sayıda asker yerleştirdi. Devriye gezen askerler, yerlilerin su bulmak için kazdığı çukurlarda çok sayıda iskelet buldu.

Vali Theodor Leutwein, Şansölye Bernhard von Bülow’a yazdığı mektupta General Trotha’nın eylemlerinden duyduğu rahatsızlığı dile getirerek şikayet etti. Ordu üzerinde herhangi bir otoritesi bulunmayan Şansölye von Bülow da İmparator II. Wilhelm’e Trotha’nın eylemlerinin “Hristiyanlığa ve insanlığa aykırı olduğunu, Almanya’nın uluslararası saygınlığına zarar verdiğini” yazdı.

KATLİAMDAN KURTULANLAR KAMPLARA GÖNDERİLDİ
Katliamdan kurtulmayı başaran ve çoğu çocuk ve kadınlardan oluşan yerliler, toplama kamplarına gönderildi. Alman yerleşimcilerin köleleri olarak son derece ağır koşullar altında çalışmaya zorlanan yerlilerin büyük bir kısmı, hastalık ve kötü beslenme nedeniyle yaşamını yitirdi.

Tarihçiler, kamplardakilere yiyecek olarak pişmemiş pirinç ve ölü hayvanların etlerinin dağıtıldığını, Alman idaresinin 1908’de yeniden kurulmasına dek yaklaşık 100 yerlinin öldüğünü ileri sürdü.

Erkeklerini katliamda yitiren ve savunmasız kalan Herero ve Nama kadınları, Almanların tecavüzüne uğradı. Bu kadınların dünyaya getirdiği çocuklar da kamplarda kaderlerine terk edildi.

“Köpekbalığı Adası”, bu kamplar arasında en korkuncu olarak ün saldı. Kayalık adada kaderine terk edilen yerliler, açlık ve susuzluğun yanı sıra bölgede etkili olan şiddetli rüzgarlara da maruz kalıyordu.

HAYATINI KAYBEDENLERİN CESETLERİ BİLİMSEL DENEYLERDE KULLANILDI
Kamplarda hayatını kaybedenlerin cesetleri, bilimsel deneyler için kullanıldı. Alman zoolog Leopard Schultze, deneylerde kullanılmak üzere yerlilerin cesetlerinden parça almasına izin verildiğini yazdı.

Deneylerde kullanılmak üzere Almanya’ya gönderilen 300 kafatasından bazıları, iki ülke arasında varılan anlaşma sonucu 2011’de defnedilmek üzere Namibya’ya yollandı.

Birleşmiş Milletler’in (BM) 1985’te yayımladığı Whitaker Raporu’nda Heroro nüfusunun yüzde 80’i ve Nama nüfusunun da yüzde 50’si 1904-1907 yılları arasında yaşanan sürgünler ve toplama kamplarında yaşamını yitirdi.

Raporda Almanların Herero ve Namalara karşı işlediği katliam, 20. yüzyılın ilk soykırımı olarak nitelendi.

Bölge, 1. Dünya Savaşı’nda Almanya’nın mağlup olmasının olmasının ardından, 1918’de imzalanan anlaşmayla Güney Afrika’nın egemenliği altına girdi. Namibya, ancak 1990’da bağımsızlığına kavuştu.

100 YIL SONRA GELEN ÖZÜR
Dönemin Almanya Cumhurbaşkanı Roman Herzog, 1998’te Namibya’yı ziyaret etti ve Herero lideriyle bir araya geldi. Kabile lideri Munjuku Nguvauva, Almanya’nın resmen özür dilemesi ve tazminat ödemesi gerektiğini vurguladı.

Herzog, olaylardan duyduğu üzüntüyü dile getirdi ve tazminat ödenmesini öngören uluslararası yasanın 1907’de var olmadığını savundu.

Herero kabilesi, 2001’de ABD’de açtığı davada Alman hükümetinden ve sömürge döneminde Alman şirketlerine finanse eden Deutsche Bank’tan tazminat talebinde bulundu.

Yerel halkın katliamının 100. yıl dönümünde, 16 Ağustos 2004’te Almanya Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Bakanı Heidemarie Wieczorek-Zeul, resmen özür diledi ve “Biz Almanlar, dönemin Almanya’sının işlediği suçların tarihi ve ahlaki sorumluluğunu kabul ediyoruz.” açıklamasını yaptı.

Almanya, hiçbir zaman tazminat ödemedi, sadece Namibya’ya yılda yaklaşık 14 milyon dolar ekonomik yardım yapma sözü verdi.

EDEBİYATTA VE SİNEMADA HERERO KATLİAMI
Almanların, yerli halka karşı işlediği suçlar, romanlara ve filmlere de konu oldu.

Mari Serebrov, “Mama Namibia” adlı romanında ailesi Almanlar tarafından öldürülen 12 yaşındaki Herero yerlisi Jahohora’nın çölde hayatta kalmak için verdiği mücadeleyi anlattı.

Thomas Pynchon da 1963’te yayımladığı “V.” adlı romanının bir bölümünde 1904’te Köpekbalığı Adası’ndaki toplama kampından söz etti.

İngiliz yayın kuruluşu BBC, “Namibya – Soykırım” adlı belgeselinde Herero ve Namaların katliamını anlatırken, Halfdan Muurholm ve Casper Erichse, “100 Yıllık Sessizlik” adlı belgesel filmlerinde büyük annesi Alman askerlerinin tecavüzüne uğrayan 23 yaşındaki Herero kadınının öyküsünü paylaştı.

..

Kategoriler
Manşetler Siyaset

Bahçeli’den Sert Çıkış: Bozguna Uğrayacaklar!

MHP Lideri Devlet Bahçeli, Twitter hesabından, hayatını kaybeden Muhammed Ali hakkında paylaşımlar yaparak üzüntüsünü belirtti.

Muhammed Ali paylaşımlarının ardından üstü kapalı olarak MHP’deki kurultay süreciyle ilgili tepkisini de dile getiren Bahçeli, “Bu oyun zalimler tarafından kurgulanıp namertler tarafından sahnelenir. Örnekleri ise sayısızdır” ifadelerini kullandı

Bahçeli şunları yazdı:

“Büyük kafaların büyük amaçları varken küçük kafaların yalnızca arzu ve kurnazlıkları vardır. Oyun, kafaları küçülmüşlerin tertip ve hilesidir.

BOZGUNA UĞRAYACAKLAR

Söz ruhtan gelmiyorsa, kalben onaylanmıyorsa, yani dürüst değilse, altında bir oyun vardır. Oyun gizli gündem, habis ur, bünyeye tutunmuş virüs, derinleşmiş yaradır. Bu oyun spor veya eğlence değil, kin ve intikam mahsulüdür. Bu nedenle oyun bozulmalı, bozulanlar çöpe atılmalıdır. Kutlu davamızın önüne geçmek için çırpınanlar oyunlarıyla bozguna uğrayacaktır.”

Kategoriler
Güncel Manşetler Siyaset

Kılıçdaroğlu’na Sert Çıkış!

Başbakan Yardımcısı olduktan sonra ilk kez memleketine gelen Nurettin Canikli, Ordu-Giresun Havaalanı’nda gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Bir soru üzerine başkanlık konusuna da değinen Başbakan Yardımcısı Canikli, “Sayın Kılıçdaroğlu, ‘Başkanlık ancak kan dökülerek gelir’ anlamına gelen açıklamasına gelince onun kararını verecek olan millettir. Kılıçdaroğlu’nun ya da bir başkasının bunu ne engellemesi mümkün ne de bu şekilde bir yöntemle geciktirmesi ya da korkutması mümkün” dedi.

“KILIÇDAROĞLU’NUN CÜMLELERİ DİKTATÖR CÜMLELERİ”

Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarının hiçbir şekilde demokratik bir hukuk devleti ve uygulaması mantığıyla bağdaşmadığını kaydeden Canikli şunları söyledi:

“Böyle bir mantık ve anlayış sadece totaliter ve faşist rejimlerde diktatör kişiler tarafından ifade edilebilecek cümlelerdir. Konuştuğumuz tabi bir sistem sorunudur, onun da kararını millet adına önce TBMM karar verir, daha sonra milletimizin de onayını aldıktan sonra böyle bir kararın karşısında kimse duramaz.

Bu karar uygulanır ve milletimizin takdir ettiği sistem hayata geçirilir. Herkeste buna kuzu kuzu uymak zorundadır. Sayın Kılıçdaroğlu’nun bu konudaki açıklamaları gerçekten talihsizliktir. ”

Kategoriler
Manşetler Siyaset

Meral Akşener: Paşa Gönülleri Bilir

Uğur Mumcu Meydanı’nda düzenlenecek miting için Sinop’a gelen Akşener, bir otelde basın mensuplarıyla bir araya geldi.

Çağrı heyeti tarafından alınan tüzük kurultayı kararına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Akşener, MHP yönetimin koltuklarından kalkmamak için büyük gayret gösterdiğini belirtti.

Bunu anladığını ancak hiç kimsenin imza veren 854 kişinin iradesini hafife almaya hakkı bulunmadığına dikkati çeken Akşener, “Arkadaşlarımızın canı ister katılır, canı istemez katılmaz, ona bir şey diyemeyiz, paşa gönülleri bilir ama 19 Haziran’da o kurultay hukuka uygun ve zorunlu olarak yapılacaktır. Delegelerimiz bizim elimizdeki bilgilere göre orada oldukları takdirde o tüzük değişecektir. O tüzük değiştikten sonra seçimli genel kurul kararı alınacaktır.” ifadelerini kullandı.

– “PARTİ YÖNETİMİN KATILMAMASINDA HİÇBİR PROBLEM YOK”

Akşener, 19 Haziran’da yapılacak tüzük kurultayına partinin Genel Başkanı ve parti yönetimin katılmamasının hiçbir problem yaratmayacağını vurgulayarak, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bu hukuk prosedürünü başlatan Sayın Genel Başkan. Yani o gün o 548 imzayı kontrol ederek ‘evet, arkadaşlarımız böyle bir iradeyi ortaya koymuşlar, buyurun’ demiş olsalardı o kurultayı yapacak olan genel merkezdi ama yapmadılar. Dendi ki, bunlar kayıtlarda var, ‘bin 100 delege dahi imza getirse yok hükmündedir, hadi bakalım marş marş mahkemeye’. Gidildi mahkemeye ve nelerin içinden geçildi hepiniz gördünüz. Dolayısıyla bunun yapılmaması hukuka aykırı. İlla genel merkezin gelmesi, konuşma yapması, öyle bir manası yok bu işin. Yani bütün partilerin en üst organı genel kuruldur. Kongre veya kurultay dediğimiz, genel kuruldur. Onun üstünde hiçbir makam yok. Genel merkezin ancak yapabileceği şey şudur, delegelerin kurultaya katılmasını engellemek için çeşitli söylemler geliştirebilirler ama bizim üst kurul delegelerinin bu tuzağa düşmeyeceğine adım gibi eminim.”

Meral Akşener, 19 Haziran’da yapılacak tüzük kurultayının ardından, seçimli genel kurulun hangi tarihte yapılacağına da yine o gün toplanan genel kurulun karar vereceğini bildirdi.

– AKŞENER’İN YANINDA EVLENME TEKLİF ETTİ

Oteldeki programın ardından, konvoy eşliğinde kent merkezine gelen Meral Akşener’i Sakarya Caddesi’nde partililer karşıladı.

Kız arkadaşı Ferda Yılmaz’a evlenme teklif etmek isteyen Metin Bol’un, teklif sırasında kendisinin de yanında bulunması isteği üzerine Meral Akşener, Yılmaz’ın çalıştığı mağazanın önüne geldi.

Akşener de Metin Bol’un, Yılmaz’a evlilik teklif ettiği sırada yanında bulundu. Meral Akşener, Ferda Yılmaz’ın evlilik teklifini kabul etmesinin ardından, çifte mutluluklar dileyerek, oradan ayrıldı.

Kategoriler
Manşetler Siyaset

Bahçeli’den Flaş Hamle Geldi

Yargıtay’ın MHP’de olağanüstü kurultay toplanmasına ilişkin kararı oy birliğiyle onaması ardından Bahçeli, Çağrı Heyeti’nin 19 Haziran’da yapacağı kurultaya katılmamaları için delegeleri ikna etmek için ‘seferberlik’ başlatacak.

SİYASİ HAYATINI NOKTALAYACAK

Bahçeli, bu ikna turuna rağmen tüzük kurultayına salt çoğunluğu sağlayacak sayıda delegenin katılması halinde, sağlık durumlarını gerekçe gösterip seçimli kurultayda aday olmayacağını ilan ederek siyasi hayatını noktalayacak.